Aşkta “Engel” Var mı? – Mustafa Yıldırım

engelsiz_asklar

Engel, az da olsa aşka engeldir.

Hani, ‘Engel, aşka engel değildir’ diye klişe bir söz vardır, kısmen bu söz doğrudur, ama kısmen. Evet engel, az da olsa aşka engeldir.

Kim ne derse desin, şu bir hakikattir ki, engelli insanın yüzü biraz soğuktur. O yarım insandır, hasarlıdır, anormaldir, diğer sağlıklı insanlar gibi değildir, eksiktir, gariptir… Sağlıklı insanların geneli engelli birine aşık olmak istemez; engelli birine karşı çoğu insanın bakışı kardeşçedir, arkadaşçadır, biraz acıyaraktır, merhametlicedir. ‘Engel, aşka engel değildir’ sözünü doğru çıkaracak sağlıklı insanlar elbette mevcuttur, ama bu insanlar, diğer insanlara nazaran çok, çok azdır.

Evet, engel; az da olsa aşka engeldir. Bunu bir engelli olarak söylüyorum. Öyle kuru gürültüye sallamıyorum. Böyle bir cümleyi sağlıklı bir insan söylemiş olsa, biz engelliler için incitici olurdu; ama engelli bir insanın, hayata realistçe bakarak böyle bir cümle kurması doğal karşılanacaktır. Bu şeye benzer, bir anne-babanın çocuğunu döverken hiçbir şey hissetmeyip, başkası dövdüğünde rahatsız olmasına. Böyle bir acı gerçeği, engel denilen merete muzdarip olanın ağzından duyun!…

*

Tezimi kendi hayatımdan örnekler vererek kanıtlamaya çalışacağım:

Çocukluktan beri platonik aşklara mahkûmdu kalbim, ta ki 25 yaşına kadar. Platonik aşklarla heba olmuştu yüreğim. Sasan susandı. Kupkuruydu. Anlamsızdı. İçerine sevinç değil de küflü duygular aşılıyordu bu aşk çeşidi. Platonik aşklarımın hiçbirine ‘Seni seviyorum’ itirafında bulunamadım; çünkü ben diğerlerinden farklıydım, bu farklılık reddedilme sebebi olabilirdi. William Shakespeare şöyle der: ‘Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.’ ‘Ha reddedilseydin, ne olacaktı ki’ diyebilirler. Siz öyle sanın, sağlıklı bir insanla, engelli bir insanın reddedilmesi asla bir olmaz, olamaz. Sağlıklı bir insanın reddedilmesi bir çeşit hadi başka kapıya demek, ama engellinin reddedilmesi, engelli için düpedüz yıkım…

Evet, reddedilmekten korktuğu için sustum hep. İçimde anlamsız aşklar büyüttüm, kendi kendime gelin güvey oldum.

Platonik aşklarım genelde sınıf arkadaşlarımdan olurdu. Onlar bana duygusal yaklaşma belirtisi göstermiş olsalardı, dilimin çözüleceğine inanıyordum; ama platonik aşkı geçtim, hiçbir kızdan böyle duygusal yaklaşım alamadım. Lisede pek ilgi duymadığım bir kız arkadaştan böyle yakınlaşma hisseder gibi oldum. O sıra sağlık sorunlarım yüzünden liseye bir yıl ara verdim. Diğer yıl liseye döndüğümde, o kızın babasının tayini çıktığını ve gittiklerini öğrendim. Bir daha görüşemedik yani. Eğer böyle bir şey olsaydı, aşk diye yüreğime sarardım o kızı.

Ortaokul, lise, üniversite yıllarım hep platonik aşklarla geçti. Severdim, beğenirdim, aşık olurdum; ama hep platonik kalırdım. Ben severdim, ama onlar bilmezlerdi. Hepsinin bana yaklaşımı kardeşçeydi, duygusal hiçbir yakınlaşma yoktu. Ben yalnızlığa ve platonik aşklara müebbet yemiştim.

Şimdi sorayım: Eğer ben, sağlıklı normal biri olmuş olsaydım, platoniklere mahkûm olur muydum? Ya da şöyle sorayım: Eğer ben sağlıklı olsaydım, hiçbir kızdan duygusal yakınlaşma görmeme ihtimalim olur muydu?

25 yaşından sonra birkaç tane tattığım gerçek aşk oldu. Onlar ben de gerçek bir devrim oldu zaten. İçimdeki tutku arttı. Yaşama sevincim çoğaldı. Bugün bir yazarsam, bunda aşklarımın payı büyük. Platonik aşkların ne kadar anlamsız ve değersiz, kendi kendini paralayan bir şey olduğunu öğrendim.

Bana aşk veren kadınların kendince nedenleri oldu, gittiler ama anlayış gösterdim; üzülsem bile tepki göstermedim.

Bana aşk veren kadınların farkı şuydu: hepsi beni tanıdı, beni bildi, duygularına yakın olduğumu hissetti. Ve beni aşk itiraflarımda âdetâ teşvik etti, cesaretimi artırdı.
Ve onlar, engelin aşka engel olmadığını bilen yüce gönüllü kadınlardı…

*

Engelin aşka engel olmadığını kanıtlayacak kadınlar vardır, oranı düşük olsa da. Ama, engelin az da olsa aşka engel olduğu tezim yüzde yüz doğru. Aşkla dolup taştığım halde, aşkı özleyen, aşktan anlayan bir ruh yapım olduğu halde, nasibime pek fukara bir şekilde aşk sunuldu. Nedeni ne olabilir?

Not: Sakın buradan acınma acıma sonucu çıkarıp, bana acımayın. Bilirsiniz engelliler kendilerine acınmasından nefret eder. Ben, insanı ilgilendiren her şeyi konu edinen, hayata realist bakan, toplumcu bir yazarım.

Mustafa Yıldırım – 28.09.2015

(Bilgi: Görsel alıntıdır)

Bumerang - Yazarkafe

Lütfen Paylaş: