Türk edebiyatında bir Sin City ya da Ruhi Mücerret – Makale

Ruhi-Mucerret-Kitap-edebiyat-murat-mentes-sin-city

 

Başlığı okuyanlar “bu da neyin nesi” diye çıkışabilirler. Elbet buna hakları vardır, çünkü “Murat Menteş‘in Ruhi Mücerret romanı nere, Robert Rodriguez ve Frank Miller’in Sin City‘si nere” diye düşünebilirler. Ama ben de Banker Bilo filmindeki dolandırıcı Şener Şen’in İlyas Salman’a dediği gibi “Sor bakalım, ‘niye yaptın?’ diye bir sor” diye sesleniyorum “Sor bakalım, ‘niye yazdın?diye bir sor” Huysuz okurlar, filmdeki Bilo gibi yapıp “Sormam lan, her soruşumda kandırıyorsun beni” diyebilirler.

 

Aslında hiçbir art niyetim olmaksızın yazdım. Belki yakın zamanda Sin City 2’yi izleyip ardından kitabı okumuş olmanın getirdiği bir çağrışım bu. Ancak kitabın anlatım şekli, olayları farklı kişilerin bakış açılarıyla anlatışı, hikayenin gelişme hızı ve benim çok sevdiğim hicive başarıyla yer verilmiş olmasının etkisi büyük.

Kitap 2013 yılında yayınlanmış, ilginç ve güzel bir kapak tasarımı var. 100 yaşındaki bir kahramanın nasıl okunabilir bir hayatı olabilir ki diyebilirsiniz, üstelik bu roman kahramanın geçmişini yani gençlik dönemini konu edinmemiş. Yani evden camiye, camiden eve giden bir adamın yaşamı nasıl olur da bir çırpıda okunacak kitapların arasında yer alabilir diye düşünebilirsiniz. Ben de ilk başta böyle düşündüğümü itiraf etmeliyim. Ancak okudukça ortaya çıkan hikaye giderek derinleşiyor, heyecanlandırıp merak uyandırıyor. Ve itiraf etmeliyim ki beklediğimden çok çok iyi çıktı kitap.

 

Bu kitaba kadar Murat Menteş’i sadece konuk olduğu bir kaç TV programında yaptığı samimi konuşmalarda tanıdım ve “Ulan ne kafa adam be, keşke başbakan olsa” diye de bencilce tespit yaptım. Kitabı epey önce almıştım ve eşim benden önce okumuştu, ancak kitap hakkında çok fazla konuşmamıştık, sadece gülerek okuduğunu gözlemlemiş ve beğendiğini öğrenmiştim, o kadar.

Açıkçası uzun süredir gülmeye hasret kalmış ülkenin bir vatandaşı olarak, geçen yıl okuduğum sevgili dostum Emine Supçin‘in ‘Filozoflardan Seksi Şeyler‘ adlı kitabından sonra bu kitapta bu kadar gülmeyi beklemiyordum. İhtiyar Ruhi Mücerret’in hikayesi öylesine mizahi bir dille anlatılmış ki, zaman zaman kahkahalar atmamak için kendimi zor tuttum. Diyeceksiniz ki “ulan seni güldüren şey bulmuşsun ama halt edip kendini frenliyorsun“. Haklısınız ama benim de kendime göre nedenlerim var. Yaklaşık 1 ay kadar öncesinde sosyal medyadaki bir kaç arkadaşımızla bir araya gelerek kurduğumuz küçük bir ‘yolda kitap okuma hareketi’ var. Bu hareket her çarşamba günü ev dışında olmak kaydıyla her yerde kitap okuyor. Özellikle otobüs, metro, vapur, tren, dolmuş, servis gibi toplu taşıma araçlarında, parklarda, bahçelerde, kafelerde, iş yerlerinde kitap okuyor ve bazen sadece kitabın görselini, bazen kitaptan alıntıları, bazen de yazarlar hakkında kısa bilgileri #KitaplarYolda etiketiyle birlikte paylaşıyoruz. Elbette bende bu etkinlikler kapsamında Ruhi Mücerret’i okurken toplu taşıma araçlarında epeyce güldüm.

 

 
Bu arada kitabı okurken OT Dergi‘sini satın almıştım ve tesadüfen orada Murat Menteş’in ‘Şimdi o silahı yavaşça yere bırak’ başlıklı bir yazısı vardı. Yazının bir yerinde şöyle bir söz dile getirmişti Menteş “…Hepimiz, hayatın kutsal olduğunu anlamak zorundayız. Tüm inançlar; umutlar, sevinçler, sözler… her şey hayatla kaimdir.” İşte uzun süredir benim de hep dile getirdiğim şey bu idi. Sosyal medyada beni takip edenler belki hatırlar, ben de her zaman “kutsal olan şey yaşam ve yaşam hakkıdır” deyip dururum. Hakkatten başbakan olacak adamsın be Murat Menteş!Ayrıca benim gibi birisinin normal bir kitap yorumu yazmasını bekleyip, buraya kadar yazıyı okuyan ve sükutu hayale uğrayan olduysa affola. Kitabın nesini anlatmamı bekliyorsunuz ki, gidin alın, okuyun, bence en güzeli!

 

 
Meraklısına dip not vereyim:
 
Ruhi Mücerret romanı içerisinde çok fazla marka adı ve sloganı geçiyor. Bunu viral bir roman gibi düşünenler de olabilir, ancak hikaye sonuna doğru bu konuşmaların gerekliliğini anlayacaksınız. Yazar burada gerçekte olmayan, uyduruk markaların isimlerini yazsaydı bu kadar anlamlı olmayabilirdi.

 

 
Yazar Murat Menteş hakkında daha fazla bilgi için Wikipedia adresine bakabilir veya yazarın kişisel twitter hesabını takip edebilirsiniz.
Lütfen Paylaş: