Adalete Müebbet! – Anşa Ceyno GÜR

  “Tecavüz” Dehşetle bakmıyoruz artık bu kelimeye. “Müsait”in anlamına flört eden kadın diyen Türk Dil Kurumu “tecavüz”ün anlamını da namusa saldırma, sarkıntılık olarak hafifletmeyi uygun görmüş. Adalet, tecavüz gibi hayat söndüren bir eylemin içine “rızası olmak” ekleyip kadını da suç ortağı yapıyor. Rıza her gün adalete tecavüz ediyor gözümüzün önünde… Tecavüz ve rızası olmak… Rızası…

Bir Gün Ben de Aşk Yazacağım! – Anşa Ceyno GÜR

Anşa Ceyno GÜR Gözümü açmadan kahve makinesine basmıştım.   Ev çok mu soğuk diye düşünerek kendimi kahvemle beraber koltuğa attım.  Açılmaya gayretli tek gözümle kumandayı buldum. Açabildiğimde ekranda bir kargaşa vardı. Üfleyerek yine ne oldu diye anlamaya çalışıyordum. Hangi ülke, neresi, ne oluyor, niye canlı??? İki gözüm fal taşı gibi açıldığında Ankara’ya baktığımı biliyordum artık….

Aşkta “Engel” Var mı? – Mustafa Yıldırım

Engel, az da olsa aşka engeldir. Hani, ‘Engel, aşka engel değildir’ diye klişe bir söz vardır, kısmen bu söz doğrudur, ama kısmen. Evet engel, az da olsa aşka engeldir. Kim ne derse desin, şu bir hakikattir ki, engelli insanın yüzü biraz soğuktur. O yarım insandır, hasarlıdır, anormaldir, diğer sağlıklı insanlar gibi değildir, eksiktir, gariptir… Sağlıklı…

PMS’li Din ve Mutfak İşleri…

“Hoppalaa” diyeceğiniz bir tıbbi açıklamayla başlıyorum yazıma. Zira bu açıklama bu yazıdaki ruh halimi anlamanız için elzemdir. “PMS”  Pms regl öncesi sendromudur.  Ağlama krizleri, tutarsız davranışlar, sucuğun arasına nutella sürüp yeme potansiyeli, pms başka bir kadınla konuşurken birbirlerini tamamen haklı bulduğu; hayatımızdaki adamı öldürme isteği, ağrılar, sızılar, en az iki kilolar… Her aydır. Zordur. Çoğu kadında…

İyi ki Yaşamışım Seni – Yazı

Bir deniz kenarı kurtarır bazen insanı. Bir dost avuntusu sana gücünü hatırlatan. Bir sigaranın dumanı siler gözündeki silüeti. Kedilerin oynaştığı salaş bir meyhanedir dermanın. Bir yirmilik, “iki satırlık adamlara” söverken Sıla. Çıkarsız bir ortaklığı keyfine, yan masadan kadeh kaldıranın. Ayışığında bir öpücüğün hatırası, adını bile zor hatırladığının. Barbunyanın dibi tutmuş şekerli tadıdır ağzındaki acı tadı…

Ey Yaz; Dürüst Ol, Ciğerimi Yak!

Yaz gelemedi bir türlü. Hava sıcak ama gökyüzü bulutlu. Güneş günün yarısında ara ara yakmaya karar veriyor insanı. Sonra ince bir rüzgar ısırıyor teni. Bugünlerde hava bugünler gibi… Riyakar, yalancı, sahte, korkak… İşte bu gelemeyen ne idüğü belirsiz yazda, yine insana olan inancımı kaybediyorken, her şey fazla gelirken bünyeme, dimağıma, kalbimle kavga ederken beynimin bütün…

Pipimi Göstereceğim! – Yazı

Ayrımcılığı severim aslında. Ben ayırıyorsam… Erkekleri ayıracağım şimdi bir köşeye. Kadınlara yazacağım bu yazıyı. O yüzden ağda odasından sesleniyorum şu an. Elit bir tarz, bilimsel kelimeler, feminizm, kapitalizm, din siyaseti, kimlik siyaseti, homofobi, ekofeminizm, ahlakçılık… Böyle kelimeler ararsanız diye yazdım bunları. Yazının içinde olmayacak çünkü. Öyle dangul dungul mahalleye yeni taşınan Ceyno hanımla sohbet edeceksiniz….

Baharın Ölümü – Yazı

Bahardı gelen, o giderken… Baharı da severdi halbuki. Çiçeği böceği hayvanı… Sabah güneşi evi doldurmuşken insanın aklına gelir mi ölmek hiç? Onun geldi ve gitti. Öyle istedi. O hep gülümseyen yüzünü, o şarkılarda saklayamadığı hüznünü aldı gitti. Sığamadı buralara, bedenine, olduğu adama. Şu boktan dünyadaki rolüne sığamadı. Gitti… O oracıkta yatarken, belki de ruhu daha yanı başımızdayken,…

Türk edebiyatında bir Sin City ya da Ruhi Mücerret – Makale

  Başlığı okuyanlar “bu da neyin nesi” diye çıkışabilirler. Elbet buna hakları vardır, çünkü “Murat Menteş‘in Ruhi Mücerret romanı nere, Robert Rodriguez ve Frank Miller’in Sin City‘si nere” diye düşünebilirler. Ama ben de Banker Bilo filmindeki dolandırıcı Şener Şen’in İlyas Salman’a dediği gibi “Sor bakalım, ‘niye yaptın?’ diye bir sor” diye sesleniyorum “Sor bakalım, ‘niye yazdın?‘ diye bir…