Pipimi Göstereceğim! – Yazı

Ayrımcılığı severim aslında. Ben ayırıyorsam… Erkekleri ayıracağım şimdi bir köşeye. Kadınlara yazacağım bu yazıyı. O yüzden ağda odasından sesleniyorum şu an. Elit bir tarz, bilimsel kelimeler, feminizm, kapitalizm, din siyaseti, kimlik siyaseti, homofobi, ekofeminizm, ahlakçılık… Böyle kelimeler ararsanız diye yazdım bunları. Yazının içinde olmayacak çünkü. Öyle dangul dungul mahalleye yeni taşınan Ceyno hanımla sohbet edeceksiniz….

Baharın Ölümü – Yazı

Bahardı gelen, o giderken… Baharı da severdi halbuki. Çiçeği böceği hayvanı… Sabah güneşi evi doldurmuşken insanın aklına gelir mi ölmek hiç? Onun geldi ve gitti. Öyle istedi. O hep gülümseyen yüzünü, o şarkılarda saklayamadığı hüznünü aldı gitti. Sığamadı buralara, bedenine, olduğu adama. Şu boktan dünyadaki rolüne sığamadı. Gitti… O oracıkta yatarken, belki de ruhu daha yanı başımızdayken,…

Türk edebiyatında bir Sin City ya da Ruhi Mücerret – Makale

  Başlığı okuyanlar “bu da neyin nesi” diye çıkışabilirler. Elbet buna hakları vardır, çünkü “Murat Menteş‘in Ruhi Mücerret romanı nere, Robert Rodriguez ve Frank Miller’in Sin City‘si nere” diye düşünebilirler. Ama ben de Banker Bilo filmindeki dolandırıcı Şener Şen’in İlyas Salman’a dediği gibi “Sor bakalım, ‘niye yaptın?’ diye bir sor” diye sesleniyorum “Sor bakalım, ‘niye yazdın?‘ diye bir…