Bir Gün Tek Başına – Vedat Türkali – Makale – Çiğdem ERSOY

Ben lise döneminde ( 95’li yıllar), bir ablam ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümünde öğrenci iken bana okumam için romanlar verirdi. Tıpkı bugün de birinin okumam için kitaplar söylediği gibi… Bu konuda davranışımın değişmemesini değer verdiğim kişilerin düşüncelerini daha iyi anlayabilmek ve bir bayrak yarışı gibi onlardan devir almak gibi düşünüyor olmamdan kaynaklandığı şeklinde yorumlayabilirim.  İşte…

Gizemli Ev – Edgar Wallece – Makale – Çiğdem Ersoy

Bazı kitaplar vardır kapak tasarımına hayran kalırsınız, içinize alıverir sizi götürür başka yerlere daha kitabı okumadan…  İşte Altınbilek Yayınları Gizemli Ev kitabının kapak tasarımı da ilgi çekiciliğiyle daha kitabı okumadan beni etkilemeyi başardı.  Uzun bir aradan sonra polisiye –gerilim romanı okumadığımı düşünerek tercihimi bu yönde ve Gizemli Ev’den yana yaptım. Tabi kapak tasarımının etkisi büyük….

Çalıkuşu – Reşat Nuri Güntekin – Makale – Çiğdem Ersoy

Çalıkuşu romanı gelmiş geçmiş tüm zamanların en iyi Türk romanıdır. Benim nazarımda ise bu topraklarda yaşanmış ve zamanın şartlarına göre ustaca kurgulanarak kaleme alınmış hala bile içersinde güncelliğini koruyan içeriğiyle nefis bir eserdir. Her defasında gözyaşlarıyla bitirdiğim tek roman. Ortaokul yıllarımda ilk defa okuduğum bu romanı yıllar sonra bana yeniden okutan nedenden çok kısa bahsetmek…

Kürk Mantolu Madonna -Sabahattin Ali – Makale – Çiğdem Ersoy

Sadece 160 sayfalık incecik bir kitap baktığımızda. İçimizde buruk, acı bir his ağırlığını bırakarak bir solukta bitiriyor insan. Ne kadar övgü dolu söz varsa hepsini bu kitabın ve yazarımız Sabahattin Ali’nin son noktasına kadar hakettiğini söylesek gayet yerinde olacaktır. Kitabımızın baş karakteri Raif Bey  içine kapanık, ahlaklı ve dürüst ama düzene hep boyun eğmiş ,…

Leyla’nın Evi – Zülfü Livaneli – Makale – Çiğdem Ersoy

Leyla’nın evi 2012 yılı yazında okuduğum ve benim için bu yıla damgasını vuran bir romandı. Zülfi Livaneli’nin 2006 yılında çıkardığı bu roman aslında bir İstanbul romanıdır. Kitabın en büyük özelliği ise birbirini tanımayan ve tamamen birbirinden bağımsız karakterdeki üç kişinin hayatının kesişmesini konu almasıdır. Yazar bu üç insanın hayatını en ince ayrıntısına kadar dile getirmiş…

Grinin Elli Tonu – Makale

Kitabı okuyan bir arkadaşımın kitap ile ilgili yorumları beni bu kitabı okumaya iten nedenlerden biridir. Çünkü genelde okuduğum bir tarz değildir. Arkadaşımın yorumu şu şekilde olmuştu: Yazarın gerçek olamayacak kadar mükemmel bir baş karakterden bahsettiğini,  inanılmaz derecede yakışıklı, lüks araba, ev hatta helikopteri olduğunu,  koca bir şirket sahibi üstelik de yaşı da bunlara sahip olamayacak…

Modern Derviş’in Yeni Kitabı – Makale

Modern Derviş’i merak ede durun, ben bir 13’üncü yüzyıla götüreyim sizi… 13’üncü yüzyıl… Bana göre büyülü bir yüzyıl… Yani Milattan Sonra 1201-1300 arasındaki tarih… Ne olmadı ki bu yüzyılda, ne olmadı ki!.. Edebiyat dünyasının peygamberleri yaşadı bu yüzyılda… Belki edebiyat dediğim için dar anlama çekecekler. Durun çekmeyin! Edebiyat her şeydir, insanı insan yapan her şey……

Ölümsüz Kadın Anna Karenina – Makale

Neden “ölümsüz” dedim? Tabi ki; O da bir fani idi. Ama hikayesi o kadar çok kaleme alındı, o kadar çok sinemaya uyarlandı ki, bence ölümsüz ünvanını hak etti. “Anna Karenina’ yı okudun mu?” Bu soruyu 18 yaşıma kadar çok duydum. Kaç defa duydum, kaç tanesini hiç duymazdan geldim bilmiyorum. Çünkü serde; hayatı çözmek var o…

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz – Makale

Olsa olsa en çok 12 yaşındayken ilk Aziz Nesin kitabımı elime almıştım. Daha doğrusu okulda “Fil Hamdi” hikayesini ders olarak işledikten sonra üyesi olduğum kütüphaneden bu romanı seçmiştim. Gel zaman git zaman bu kitap benim kütüphanemde de yer etmeli diyerek Nesin Vakfı’ndan bir tane aldım. Okunacak daha o kadar çok kitap var ki bu yüzden…

Lucky – Sezgin Kaymaz

“Hayat her yerdedir… Sadece bizim etrafımızdaki dünyada değil.” Dostoyevski Kitaba bazen “kutu gibi bir şey” bazen de “kağıt yığını” dersin ama okuduğun bir kitap hayatında baş köşeye geçer. Düşüncelerine ve hislerine bambaşka boyutlar katar. Onun çizdiği pencereden -ki genelde çiçekli olur bu pencereler- oradan seyredersin alemi. Lucky‘nin hikayesi de böyle işte. Uzun zamandır böylesine bizden, bizi…