“Mavi Kıyı’m” – Ayşen Vural – Tanıtım

mavi_kiyim_aysen_vural_kitap_makale

Dündü, kapı çaldı, içeri “Mavi Kıyı’m” girdi. Maviye kestim desem yeridir, ama önce şiddetli bir griydi…

Öfkeli satırlarla başlıyor, bir ‘merhaba‘nın kırk yüreğinde yarattığı acıyla dökülüyor sözcükler… Bir mektup ya da bir günce okuyorsunuz ilkin.

“Yok yok” diyor, “Aslında duyduğum nefret değil de öfke, kin, of şimdi bu merhabanın benim hayatımı nasıl da alt üst edeceği geldi yine aklıma.” diyen, ama kendiyle ama serzenişte bulunduğu kimse ile için için kavgaları var ilkin.

Satırlar ilerledikçe, kavgalar şiddetlenip lirik anlatımlara dönüşüyor.

Diyor ki;

Seni tanıdığım gün, Tanrı’nın kalemini kırmak istedim,
Biliyorum, seni bana yazsa karşıma çıkarmazdı…
Acıyı sever Tanrı. Hüznü, gözyaşını.
Sen bu yüzden benim için özenle seçilmiş kaftandın.
Giydim seni, emanet gibi durduğuna hiç aldırmadan.“…

Gri bir kalemle giriş burası…

Sonra iki kişilik bir aşkın öyküsü başlıyor. Üstelik merak dolu satırlar. Bir Ali, Ali’nin hasretinin adresi Sıla… “Günaydın diğer yarım, günaydın mavi gülüşlü kadınım” diyor ona. İçimden, sırf bu cümle için bile bu kitap yazılmalıymış geçiyor…

Su gibi akıyor sözcükler, cümleler… Sayfaları açtığınızın farkına varmıyorsunuz. Ve bir yerde diyor ki;

Sustu! O an; parmaklarını kapıya sıkıştıran çocuğun acısı vardı içinde, dinmek bilmeyen bir acıydı ve bu acısını nasıl anlatabilirdi…

Ruhsal acıyı, parmaklarını kapıya sıkıştıran çocuğun fiziksel acısıyla anlatmak. İşte orada durdum. Benzetmenin güzelliği karşısında ben sustum…

Kalemine yüreğine sağlık Ayşen Vural… Kitabınızın yolu ve bahtı açık OLsun…

Lütfen Paylaş: