Bugün Bir Kitap Okudum: Tanrıların Tapınağı – Eden – Makale

Anlayacağınız üzere yeni okuduğum bir kitap üzerine bir şeyler yazacağım. Daha doğrusu karalayacağım, çünkü benimkiler yazıdan daha çok uykulu gözlerle karalama gibi.

Kitabın adı “Tanrıların Tapınağı – Eden”, yazarı ise yakın bir arkadaşımın abisi sevgili Okan TANAÇAR, sağolsun kitabı da imzalı olarak göndermiş bana. Okumak için biraz zaman geçti üzerinden çünkü o sıralarda Jose Saramago’nun “Kabil” adlı kitabını okuyordum (ki aranızda okuyanlar varsa kullanılan dil nedeniyle kitabın ne kadar zor ilerlediğini biliyordur. Tembelliğimi atıp, odaklanabilirsem yakın gelecekte bu kitapla ilgili de bir şeyler karalamayı düşünüyorum). Tanrıların Tapınağı – Eden’i okuduktan sonra yazmak için de epey zaman geçti, malum ülke ve dünya gündemi o kadar kötü şeylerle dolu ki, diliniz, eliniz varıp da bir şeyler yazamıyorsunuz, içinizden gelmiyor. Yoğun gündemin dışında iş yoğunluğu ve bahar yorgunluğu da eklenince ancak bir şeyler çıkarabildim ortaya.

Tanrıların Tapınağı – Eden, aslında bir bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, ayrıca yazarın da ilk kitabı olması nedeniyle biraz önyargılı yaklaştığımı belirtmeliyim. Nedense gerek günümüz yazarlarını gerekse popüler yazarları okumayı sevmiyorum. Özellikle son zamanlarda sosyal medya sayesinde gözde olan kişilerin kendini yazar addetmesi, üstüne de sanatı ve edebiyatı hiçe sayarak tamamen ticareti düşünen yayın evleri sayesinde bir saçma sapan kitap ortalıkta dolaşıyor. Bir çoğu vıcık vıcık aşk kokarken bir kısmı da uçuk kaçık fantastik öykülerle donatılmış. Üstelik bir çoğunda da gerek kurgu hataları gerekse yazım hataları ayyuka çıkmış durumda. Hal böyleyken yeni yazarlara karşı neden önyargılı davrandığımı biraz olsun anlayabilmişsinizdir.

Neyse biz kitabımıza geri dönelim, dili basit, sade, anlaşılır, yazım hatalarından arındırılmış, kurgu hatalarına pek fazla imkan tanınmamış. Açıkçası tek bir yerde, yan karakterlerden biri olan ABD’li subayın rütbesi farklı olarak anılmıştı, onu da çok önemsemedim (sonrasında rütbesi yine eski haliyle anılmasaydı belki de terfi almıştır diyecektim ama değilmiş) 🙂

Şaka bir yana, yazarımız Okan TANAÇAR’a ve yayınevi PKİTAP editör ve düzeltmenlerine gösterdikleri özen için ayrıca teşekkür ederim, çünkü kitap okurken karşılaştığım yazım hataları nedeniyle çoğu zaman kitaptan soğuyup bıraktığım olmuştur.

Kitabın hikayesine gelirsek, günümüz dünyasında başlıyor ve geçmişten gelen bir çok inanış ve din mitolojisini birleştiriyor. Öyle ki bazı tanıdık hikayelerin burada dile getirilişi ve konuya dahil ediliş şekli sizi şaşırtacak. İlk kitap olması hasebiyle sağlam bir giriş yapılabilmesi adına sayfalarca dolu anlatım var. Ben hemen öncesinde yukarıda da söz ettiğim “Kabil” kitabını okuduğum için bazı hikayeleri tekrar okumuş gibi oldum, sizin için de aynı şeyin geçerli olacağını pek zannetmiyorum.

Kitap, belki de seriye giriş olduğu için büyük bir hızla okundu, çabucak bitti. İkinci ve üçüncü kitaplarda hikayenin daha çarpıcı, şaşırtıcı, daha sert ve karmaşıklaşmasını heyecanla umuyorum. Kitabın şu andaki haliyle bile ABD dizi sektörüne yönelik bir içerik barındırdığını ve sağlam bir izleyici kitlesi toplayabileceğine inanıyorum. Peki neden ABD dizi sektörü? Malum bizdeki dizi sektörünün bu taraklarda bezi yok. Yıllar önce “X Files” dizinin yerli uyarlaması olduğunu düşündüğüm ve sağlam bir ekiple işe başlayan “Sır Dosyası” adlı dizi bile pek fazla reyting almadığı için 5 bölüm sonra yayından kaldırılmıştı (Dizi Oyuncuları: Taner Birsel, Mehmet Günsür, Ayça Bingöl, Zafer Ergin)

Aslında sağlam hikayeler, senaryolar olsa günümüzde bu dizleri çekecek teknik ekip, bilgi, efekt teknolojisi ve elbette ekonomik güç var ülkemiz dizi sektöründe. Ancak ulusal kanallar içerisinde bu dizileri yayınlamaya cesaret edecek yöneticiler yok. Varsa yoksa kördüğüm aşk hikayeleri, üç beş kişiyle çekilen ama neredeyse tüm ülkeye hükmeden mafya bozuntuları, abidik gubidik ve aslında hiç de komedi unsuru barındırmayan komedi dizileri. Niye çünkü “halk istiyor”, yerseniz! Oysa önceden CNBC-e, şimdilerde TLC ve internetten online dizi yayınlayan sitelerin reytingleri belli. Türkiye’de çok ciddi anlamda bilimkurgu, fantastik dizi izleyicisi olmasına rağmen belki biraz da siyasi amaçlar uğruna zekâ dolu hikayeler, işler ya hep geri plana atılmış ya da önüne ket vurulmuştur.

Yahu! Bir kitaptan girdik, nereden çıktık! E haliyle insan geveze olunca hele bir de dilinin kemiği de olmayınca konuştuğu gibi yazmaktan alıkoyamıyor kendini. Kim bilir kaç kişi yazının ilk bir kaç cümlesinden sonra çekip gitmiştir, bilinmez 🙂

Evet, kitap güzel, okunası, ikincisi, üçüncüsü heyecanla beklenir halde. Yazara ve yayınevine tekrar teşekkür ederek makaleyi bitirelim (buna da makale denirse tabi).

Sakarpiyon

 

Kitap Adı: Tanrıların Tapınağı Eden

Yazar: Okan TANAÇAR

Sayfa Sayısı: 192

Baskı Yılı: 2015

Dili: Türkçe

Yayınevi: P Kitap Yayıncılık

Lütfen Paylaş: