Bu Ülke – Cemil Meriç – Makale – Mustafa Yıldırım

Cemil Meriç’e niye ödül verip durduklarını şimdi daha iyi anladım

Muhafazakârların, İslamcıların, AKP’lilerin ve Tayyip Erdoğan’ın Cemil Meriç’i neden sevdiğini, neden ödül verip durduklarını artık anladım. Nasıl mı, Cemil Meriç’in bir kitabını okuyarak.

Cemil Meriç’in ‘Bu Ülke’ adlı kitabını okudum. Muhafazakâr ve İslamcı kalemlerden okumuş olmama rağmen, Cemil Meriç’ten hiç okumamıştım, ilk kez okudum.

*

Cemil Meriç, bir sosyolog, bir filozof, bir aydın bir yazar, bir fikir adamı…

Çok okumuş, kendini çok geliştirmiş biridir Cemil Meriç.
1916 yılında doğmuş, 1987 yılında hayatını kaybetmiştir. 38 yaşındayken görme duyusunu kaybetmiştir. Buna rağmen okumaya, yazmaya, fikir üretmeye devam etmiştir.

Cemil Meriç’in birçok fikrine katılmasam da, bazı fikirlerini çok sevdim. Mesela kitaplar hakkındaki fikirleri, mesela sağ- sol anlayışını, mesela Avrupa’nın kurtulmaya çalıştığı sağ anlayışın Türkiye’de yüceltilmesini garipsemesi, mesela deneme türünde yazmaya olan tutkusu…

Birçok fikrine ise katılmadım. Şimdi kitabının adı ‘Bu Ülke’ ya. Sanılmasın ki bu ülkeye objektif bakılmış. Kitabın adı ‘Bu Ülke’ ama eleştirilen Avrupa, eleştirilen Hristiyanlık, eleştirilen Batıcılığı savunan aydınlarımız. Müslümanlara, İslama, Türkçülüğe, muhafazakârlara, Osmanlı’ya, İslamcılara toz kondurmuyor, eleştirmediği gibi bazen yüceltiyor da.

Cemil Meriç çok okumuş, kendini çok geliştirmiş biri, ama bu durumu beni hayal kırıklığına uğrattı. Her ne kadar benimseyişleri olsa da bir aydının, benimseyişlerine özeleştirel de bakabilmeli aydın.

Mesela Osmanlı’nın gerileme nedenini Tanzimat dönemine, batılılaşmaya bağlamak, af edersiniz ama câhillktir.
İslamı ve Müslümanları sürekli kutsamak ta öyledir. Muhammet Peygamberden beri İslam tarihi yanlışlarla doludur. Aydın bir Müslüman bile bunları göremiyorsa, umut yoktur onda.
Türkiye’nin yakın tarihi bile, yüz karalıklarıyla doludur. Ermenilere ve Kürtlere yapılan zulümler, Türkçülüğün kutsanması ve dayatılması, devlet faşizmi…Mesela Nazım Hikmet’in suskunluğunu nasıl eleştiriyorsak, Cemil Meriç’i de eleştirmek hakkımızdır.

*

Cemil Meriç’ten okumadan önce umutluydum ondan, ama okuyunca umut kalmadı. Şöyleydi umudum, Cemil Meriç yaşasaydı AKP’nin yanlışlarına karşı muhalif olurdu, iki de bir ödül almazdı diye. Kitabını okuyunca umut da koydu gitti. Yaşasaydı o yanlışları görmez ve desteklerdi. Maalesef. Maalesef…

*

Cemil Meriç’in dindarlığı sonradan inanmaya başlamasındandır. Gençliği, 20’li 30’lu yaşları dinden uzak, ateizme yakın olarak geçer; 38 yaşında gözlerini kaybedince bunalıma girer ve intiharın eşiğine gelir.

Ben her zaman derim, sonradan dini benimseyenler, ‘mal bulmuş Mağribi gibi’ dine sımsıkı sarılırlar, bunun sebebi ruhun eksikliği, ruhun tatmin olmamışlığı;din psikolojik bir ihtiyaçtır çünkü. Yani çocukluğunda ve gençliğinde dine mesafeli yetişmiş kişilerin karşılaştığı herhangi bir zorlukta, herhangi bir sıkıntıda, herhangi bir bunalımda dine dönebilecekleri büyük bir ihtimaldir. Böyleleri dinin tatminliğini tattığında, din onlara mükemmel bir şey gibi gelir, sımsıkı sarılırlar.

Cemil Meriç’e de bir çeşit öyle olmuş.

*

Cemil Meriç’İn ‘Bu Ülke’ gibi bazı kitapları Ötüken Yayınlarından çıkmış ilk. Cemil Meriç gibi bir entelektüelin faşist yayınevinden kitap çıkartması, dönemin aydınları ve solcuları tarafından eleştirilmiş, yadırganmış. Bence eleştirilecek ve yadırganacak bir şey yok. Hele faşistlerin yadırgayacağı hemen hemen hiçbir şey yok. Bence, Cemil Meriç’in kitaplarının son 20 yıldır İletişim Yayınlarınca yayımlanıyor olması daha ilginç. Malumunuz, İletişim Yayınları çağdaş, solcu ve aydınlıkçı bir yayınevi. Cemil Meriç’in birçok fikrine, birçok benimseyişine katılmadıkları halde yayınlamaktan çekinmiyorlar. Voltaire ‘Fikirlerinize katılmayabilirim ama ifade edebilmeniz için canımı bile verebilirim’ der. İletişim Yayınlarının durumu, Voltaire’nin sözüne benziyor.

*

Bu yazıdaki amacım Cemil Meriç’i horlamak, kınamak, aşağılamak değildir. Aman yanlış anlaşılmasın. Ama herkes ve her şey eleştirilebilir bu da unutulmasın.

-Mustafa Yıldırım – 24.01.2016

Lütfen Paylaş: