Elveda Güzel Vatanım – Ahmet Ümit – Makale – Mustafa Yıldırım

Hayal kırıklığına uğramış bir İttihat Terakki fedaisi

Ahmet Ümit’in ‘Elveda Güzel Vatanım’ adlı yeni kitabını okudum.
Kitap, Everest Yayınları’ndan çıktı, 558 sayfa.
Türü, roman; tarihi ve polisiye roman.

*

Romanın kahramanı başlıkta da değindiğim gibi, hayal kırıklığına uğramış bir İttihat Terakki fedaisi.
Adı Şehsuvar Sami. Selanik doğumlu. Şehsuvar, sürgünde ölen bir muallimin oğludur. Ester adlı bir Yahudi kızına aşıktır. Şehsuvar’ın kalemi kuvvetlidir, Ester Şehsuvar’ın ileride bir gün yazar olacağına inanmaktadır. Ester’in Leon Dayısı vasıtasıyla İttihat Terakki’ye gönüllü olarak katılır Şehsuvar. Büyük bir umutla İttihat Terakki’ye gönül veren Şehsuvar, Ester’i hayal kırıklığına uğratır. Şehsuvar, vatan aşkının, Ester’e olan aşkından daha önce geldiğini düşünür, vatan için çaba ve mücadele göstermeye başlar.

Şehsuvar, İttihat Terakki cemiyetinde saygı görür, Talat Paşa’nın neredeyse yaveri gibi bir şey olur.

İttihat Terakki önderliğinde 1908 devrimini yaparlar, yani padişah II. Abdulhamit’e II. Meşrutiyet’i ilan ettirirler. 1909 yılında 31 Mart İsyanını bastırırlar. Cemiyet’in inandığı pozitif şeylerin hayata geçirilmesinin önünde engel kalmadı derken, felaketler art arda gelir. Libya savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı…
I. Dünya Savaşı Osmanlı’nın tam bir son nefesi olur. Dört bir taraftaki cepheler faciayla kapanır. Tehcirle milyonluk bir halk öz vatanından kovulur…
Vatan aşkı için kişisel aşk kitabını kapatan Şehsuvar’ın hayalleri hayal olur, cemiyetinin II. Abdülhamit’i aratacağını anlar…

*

Roman, 1926 yılında İstanbul’daki Pera Palas otelinde kalan Şehsuvar Sami’nin Ester’e yazdığı mektuplar şeklinde, Şehsuvar’ın ağzından yazılır.
Ester’e olan aşkından, yaşadıklarından, hissettiklerinden, İttihat Terakki’de gördüklerinden, olaylardan, savaşlardan ve derin hayal kırıklığından bahseder mektuplarda. 1926 İstanbul’undan, otelde yaşadıklarından, Ester’in nerede olduğuna dair kaygılarından da bahseder.

*

İttihat Terakki Cemiyeti…

Neci umutların beslendiği cemiyet… Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi evrensel olguları kendisine bayrak edinen cemiyet….Vatan kurtuluşunun tek çaresi olduğuna inanılan cemiyet…

İttihat Terakki cemiyeti, baskıcı padişah II. Abdülhamit’e Meşrutiyet’i tekrar ilan ettirmek amacıyla, 1889 yılında kurulur. II. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminden dolayı Avrupa’ya kaçan Osmanlı aydınları tarafından benimsenir ve desteklenir.

1908 yılına kadar hızla büyür İttihat Terakki. 1908 yılında gerçek bir devrim yapar: 31 yıl aradan sonra padişah II. Abdülhamit Meşrutiyeti ikinci kez ilan eder. Siyasi ve fikirsel mücadelesiyle Meşrutiyet’i ilan ettiren İttihat Terakki, güneşli günlerin yakın olduğuna dair hayaller büyütür.

Meşrutiyet bir yaşını doldurmadan, Meşrutiyet’in kaldırılması için yobazlar isyan eder. 31 Mart İsyanıdır bu isyanın adı. İttihat Terakki’yi destekleyen Hareket Ordusu tarafından batırılır bu isyan. II. Abdülhamit tahttan indirilir, yerine kardeşi Mehmet Reşat geçer.

İttihat Terakki mecliste muhalefettedir, ama güneşli günler için artık pek bir engel kalmadığını düşünür. Ama hiç umduğu gibi olmaz, felaketler birbirini izler.
1911 yılında İtalyanlar Kuzey Afrika’daki son Osmanlı toprağı Libya’yı işgal eder. İttihat Terakki’ye gönül veren askerler Libya’ya gidip, bölge halkını komuta eder ve savaşır. Tam İtalyanlara karşı zafer ilan edecekken, Balkan Savaşı patlak verir. Bulgarlar İstanbul’a o kadar yaklaşır ki, Osmanlı’nın Trakya’da hiç toprağı kalmaz. İttihat Terakki faturayı iktidardaki partiye keser. Darbeyle iktidarı devirir. 1913 yılında ikinci Balkan savaşı çıkar, İttihat Terakki hükûmeti hemen savaşa girer, kaybettiği topraklardan Edirne’ye kadar geri alır.

Tam nefes alacağız derken, dünya bir felaketin arefesini yaşar. Dünya devletleri bloklaşmaktadır. İttihat Terakki ilk önce İngiltere-Fransa-Rusya üçlüsünün oluşturduğu İtilaf grubunun kapısını çalar, ama reddedilir. Almanya-Avusturya Macaristan-İtalya üçlüsünün oluşturduğu İttifak grubunun kapısını çalar, İttifak grubu ‘buyurun, buyurun’ dercesine Osmanlı’yı grubuna alır. Aradan az zaman geçer ve Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Osmanlı İttifak grubunda olsa da, savaşa katılmak istememektedir. Ama Almanlar üzerindeki yükü hafifletmek için Osmanlı’nın savaşa dahil olmasına dair planlar kurar. İttihat Terakki’nin hayalci liderlerinden biri olan Enver Paşa’yla Osmanlı’nın savaşa girmesi için uğraş verirler. Alman mürettebatlı Osmanlı flaması taşıyan iki geminin Rus limanlarını bombalaması sonucu Osmanlı savaşa dahil olur.

Bu savaş âdeta canlı cenaze olan Osmanlı’nın son çırpınışı olacaktır.
Kafkas, Çanakkale, Yemen, Basra, Kanal, Galiçya vs. bir çok cephede Osmanlı çetin bir mücadele verir. Yüz binlerce askerini kaybeder.

İttihat Terakki umutlarla gelip Osmanlı’nın sonu olmayı becerirken, Anadolu’nun öz halklarından biri olan Ermenileri kovmak gibi bir yüz karalığına da imza atarlar…

*

Ahmet Ümit gerçekten iyi ve kaliteli bir yazarımızdır. Dili ve üslubu harikadır. Kitaplarına güzel bir hava verir. Sadece polisiye yazmaz, aynı zamanda tarih ve kültür dersi verir romanlarında. Asla ve asla milliyetçi söylemleri savunmaz. Objektif tarih anlayışını kabul eder.

*

Ahmet Ümit romanda, Şehsuvar Sami’yle II. Abdülhamit’i sohbet ettirir, II. Abdülhamit’in ağzından polisiye romanlar hakkında şöyle der:

“… İnsanın aklını çalıştırıyor, hislerini keskinleştiriyor, zekâyı diri tutuyor. Sizi eşi menendi olmayan bir seyahate çıkarıyor. … Tamam bir miktar vesveseli kılıyor insanı ama şu yaşadığımız çağda vesveseli olmak için o kadar çok sebep var ki.” (Syf 211)

*

Polisiye romanı küçümseyenler, Ahmet Ümit’ten 3-5 kitap okusun, sonra görüş bildirsin.

-Mustafa Yıldırım – 06.01.2016

Bumerang - Yazarkafe

Lütfen Paylaş: