Babalara Geldik ve Duymadık Bile! – Makale

babani-sana-sikayet-ediyorum

BABALARA GELDİK VE DUYMADIK BİLE!

            Günde kaç sayfa okuyabilirsiniz? İşiniz yalnızca okumak olsa hatta hızlı okuma tekniklerini de kullanabiliyor olsanız, anlamlı okuma sınırınız kaç sayfadır? 100? 200? Haydi sıktık dişimizi diyelim, 500 olabilir mi? Biraz daha ödün verdiğimizi, hatta yemeği birinin yedirdiğini, tuvalete giderken bile okumayı kesmediğimizi varsayalım, 1000 sayfa olur mu? Olmaz mı? Çok beceriksiziz, çok!.. El alem günde 4.615 sayfa okuyabiliyormuş! Üstelik kayıtlı kürekli ispatı da var. Bu olağan üstü başarı(!) öyküsünü, Balyoz Davasına bakan savcı ve yargıçlarda gören, kendi hayatı üstün başarılarla dolu, ülkemizin yetiştirdiği en kıymetli komutanlardan olan Erdal Akyazan’ın satırlarından okuyalım:

            “Savcı babalarınız bir iddianame hazırladı ve yargıç olan babalarınıza sundu. Dediler ki, ‘Biz buradaki adamların suç işlediğini düşünüyoruz, delilleri topladık, onları da sunuyoruz, incele, kabul et ve yargılamaya başla!’ Savcı babalarınızın hazırladığı dosya 60.000 sayfaydı ve yargıç babalarınız bu sayfaları 13 günde ‘İnceledik, bizce de bunlar suç işlemiş, kabul ettik’ dediler.

Yargıç babalarınız 13 gün boyunca hiç yemek yemese, hiç çay içmese, hiç banyoyu kullanmasa ve hiç uyumasa, durmadan dosya okusa günde 4.615 sayfa incelemiş olur. Sizce gerçekten günde 4.615 sayfa incelemişler midir?”

Böyle başlıyor satırları. Haklı bir kahır ve kapkara bir haksızlık haykırıyorlar. Erdal Akyazan, kamuoyu gündeminden hızla gelip geçiveren Balyoz Davası’nın, hukuksuzca yargılanmış isimlerinden sadece biri. Yargıç babaları, savcı babaları, çocuklara şikayet ediyor. Hangi çocuklara? “Birinci vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini ilelebet müdafaa ve muhafaza etmektir!” emrini Atasından almış aydınlık düşünüşlü çocuklara! Çocuklar duymuş olmalı! Nitekim, Erdal Akyazan kendisiyle yapılan röportajında, “Seslendiğim çocuklar, şu an sokaktalar” diyor. Her yer Taksim, her yer direniş sloganıyla tüm ülkeye yayılan başkaldırının sebeplerinden biri de halka, hakka, hukuka ihanet eden babalar değil mi zaten? Ne babalarmış be! Tüyü bitmedik yetim sloganıyla geldiler, tüyü bitmediğin haklarını da ezip geçtiler!..

 

“DARBE PROVASI” SEMİNER

            Tiyatral bir kurgu bu. Üst düzey komutanlar darbe provası yapmışlar(!) Kitabın en çarpıcı bölümlerinden birine bırakıyorum satırları: “ ‘Seminer bir darbe provasıydı.’ Bunu ben söylemiyorum. İddianamede yazıyor. Peki, bu seminere kaç kişi katılmış? 162. Kaçı sanık? 50’si. Kalan 112 kişi konu mankeni mi? 50 kişi prova yapmış, onlar da seyretmiş öyle mi? Babalarınıza göre öyle. Toplam sanık kaç kişi? 365. 365’te 50 mi? Hani darbe provasıydı?

            Bu nasıl provadır ki, 315 kişi yok ortada? Diyeceksiniz ki, “O 50 kişi elebaşı, onlar yapmış provayı.” Yönetici, elebaşı, binbaşı; yönetilen ise orgeneral o zaman. Çünkü seminere katılıp sanık olan binbaşı da var, seminere katılmayıp sanık olan orgeneral de.”

            Her satırında ağzınız açık kalıyor. Bir sonraki satırda karşılaşacağınız haksızlığın ne olduğunu tahmin bile edemiyorsunuz. Mahkemeye delil diye sunulan sahte, saçma hatta alçakça hazırlanmış kurgu yazılar; yok ıslak imza, yok denize düşmüş imza diyerek, bir oldubittiye getirme durumunun açık delili bu kitap. Peki neden? Kim ya da kimler istedi bu oldubittiyi? Ülkenin askeri deha sayılan beyinleri niçin saf dışı bırakıldılar? Bu soruların cevabını sen ben biliriz. Bilmeyenler, birilerinin kıçında kıl olmaya razı kullardır! Terfisi ancak kulluktan kıllığa olan cehaleti yenebilir, her birini ‘birey’ olabilme onuruna eriştirebilirsek, işte o gün bizimdir. Haksızlığın, alçaklığın, şarlatanlığın, ihanetin olmadığı, insanca yaşama erdemine erişmiş bireyler topluluğu…

OKUTUN!

Babanı Sana Şikayet Ediyorum, Balyoz Davasındaki adaletsizlik silsilesinin belgeseli. Sadece okuyun demiyorum. Okutun! Okutalım! Belki ‘kıllar’ okuyamayabilir, okusa anlamayabilir. Ama sözüm ona %50 denen, aslı ancak %30’larda olan kesimin içinde, kıl olmadığı halde çıkarları gereği destek veren kesim var. Okuyan yazan ve okuduğunu anlayabilecek olanlar. İşte onlara hediye edelim bu kitabı. Belki, parmak yalama hayali ile tuttukları bal teknesinin Türkiye ve farkına varmadan ettikleri ihanetin kendi öz evlatlarına olduğunu görürler. Belli mi olur?…

babani-sana-sikayet-ediyorum

Künye:

Babanı Sana Şikayet Ediyorum

Erdal Akyazan

295 s. DESTEK YAYINLARI

Bumerang - Yazarkafe

Lütfen Paylaş: