Çalıntı Kalp – Senem Tekinkoca – Kitap Yorumu – Sakarpiyon

Çalıntı Kalp, yazar Senem Tekinkoca‘nın üçüncü ve yeni kitabı. Polisiye bir roman olan kitap adıma imzalı olarak gelince okuması sırasında öncelik elde etti. Aslında bu kitabı okumayı kasım ayında bitirdim, ancak yorumlarımı derleyip toparlamak ve buraya yazmak epey zaman aldı benim için. Bu konuda epey tembel olduğumu söyleyebilirim.

Öncelikle kitabın tanıtım yazısından alıntıyla başlayacağım, ardından da kendi yorumuma yer vereceğim.

Bu hayatta her şey birbirinin içine geçmiş . Ve günden güne başka bir şeye dönüşüyor. İnsan bile farklı bir ruha bürünüyor. Hem de hiç farkında olmadan , yolunu saptırmadan ve hatta olduğu yerde hiç kıpırdamadan bir başka kaderi yaşamaya başlayabiliyor. Kendinden taviz vermeye yeltenmeyenler bile bir gün; hiç ummadıkları bir anda, bir başka kaderin içine su gibi akıp, o kaderin dalgalarına teslim edebiliyor kendini. Peki insanın limanı kalbi değilse neresi olabilir ki?

Sen gittiğinden beri senin kalbinle neler yaşadığımın hikâyesinden bahsediyorum hiç durmadan. Biraz daha yaşa diye… Ne de olsa bu kalp ikimizin!

“İlk 20 sayfa gayet güzel ve heyecanlı, bakalım sonrası nasıl sürecek” diyerek başladım kitaba. Zaman zaman evde kızımla yaptığımız okuma vakitlerinde okusam da çoğunlukla yollarda, toplu taşıma araçlarında okudum kitabı. Son zamanlarda toplu taşımada kitap okuyanlar arttı mı, yoksa algıda seçicilik nedeniyle mi öyle zannediyorum, bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki bu kitabın, gerçek ile hayal dünyası arasında gidip gelen kahramanı Dedektif Çetin, Dostoyevski’nin Suç ve Cezası’ romanındaki; hastalıklı ruh hallerine bürünüp duran Raskolnikov’u gibi etkiledi beni. İkisinde de merakla bir sonraki sahnede ne olacağını hayal ederken sayfaları büyük bir hızla okuyup geçiyorsunuz.

Kitabı benim için çok hızlı olmayacak bir şekilde okudum. Elbette bunun nedeni kitap değil, benim okumak için vakit bulamıyor olmamdı. Ayrıca, uzun yıllardır okumadığım için; polisiye türünü özlediğimi fark ettim. İyi kurgulanmış “Çalıntı Kalp“, Kur’an-ı Kerim’den alıntılarla hikayeyi güçlendirirken, aynı zamanda batının gelişmiş tıp bilgisiyle, doğunun mistik öğretilerini birleştirmek için çabalayan karakterleri de içinde barındırıyor. Özünde, insanlara iyilik yapmayı görev edinenlerin düştüğü açmazlara da vurgu yapan kitap, karakterlerin gücünü hikayenin tamamına yansıtmış görünüyor.

Dilin doğru kullanımı ve tasvirlerin gücü sizi kitabın içine çekiyor. Daha yarısındayken yaşanan ve yaşanacak olayları az çok tahmin etsem de hikayenin tamamını ve sonunu tam olarak çıkaramadığım için, daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bana göre bu güçlü kurgu, kitabın zekice ve üzerinde iyice düşünülerek yazıldığının bir göstergesi. Bu da, kitabın yazılmasında harcanan emeğe saygı göstermek gerektiğini düşündürüyor, şapka çıkarttırıyor. Açıkçası “Çalıntı Kalp” kitabını okumakla kalmamalı, özellikle polisiye ve gizem seven kitap okurlarına da önermeli.

Şimdi kitabın içeriğini merak edenler için, arka kapağındaki yazıyı alıntılayarak yorumu bitireceğim. Benim için 2016 yılının son yazısı olacağı için, 2017 yılının şimdiden herkese mutluluk, sağlık ve huzur getirmesini temenni ediyorum.

Sakarpiyon – Aralık 2016

Kitabın arka kapağından alıntı: “Çalıntı Kalp ; günlük hayatın içinde kalbimizi ne kadar yıprattığımız, yorduğumuz ve tükettiğimiz üzerine, polisiye anlatımla kurgulanmış bir hesaplaşma romanı. Kalp nakli geçiren genç bir kadın olan Leyla Zarif , Üsküdar’daki bir caminin bahçesindeki eski mezarlardan birini kazarak kalbini arar. Dedektif Çetin bu olayı çözmek için eski bir dosyayı yeniden açmaya karar verir. Ve olaylar onu bir yıl öncesine, Süreyya Operası’ndaki bir geceye götürür. Operada sahnelenen Abdülaziz’in Valsi eserinde Londra’dan kaçırılan tarihi bir el yazması kullanılmaktadır. Suriye ve Irak savaşı sonrası, Londra ve New York’a kaçırılan eserleri müzelerden ve koleksiyonerlerden çalarak yeniden doğu topraklarına getirmek için uğraşan tarihi eser kaçakçısı bir imam, o gece operanın kulisinde ciltli bir defterle her şeyi açığa çıkaracakken silahlar patlar. Böylece Leyla Zarif’in, Dedektif Çetin’in, polis memuru Nejat’ın, cemiyet hayatının ünlü isimlerinden Roza Perityan’ın, Beyrutlu kalp cerrahı Rauf Hamedi’nin, İmam Şizam’ın ve Rasim’in hayatları tuhaf bir zamanın içinde birbiriyle kesişir.

 

Bumerang - Yazarkafe

Lütfen Paylaş: