Konstantiniyye Oteli – Livaneli – Makale

zulfu_livaneli_konstantiniyye_oteli_yeni_kitapKarnaval gibi bu roman

Hangi roman, o roman, diye soracaksınız. Hemen söyleyeyim:
Zülfü Livaneli‘nin yeni romanı, 2015’in Mayıs ayında çıkan ‘Kostantiniyye Oteli‘ adlı romanı..
Doğan Kitap yayıncılıktan çıkmış bir roman, sayfa sayısı 480.

*

Pek çok yazımda söylemişimdir: Zülfü Livaneli en çok sevdiğim yazarlardandır.

Zülfü Livaneli’nin hem müzisyenliğini, hem yazarlığını, hem romancılığını, hem edebiyata ve sanata karşı bakışını, hem dünya görüşünü, hem de hümanistliğini benimserim.

OT dergisinin Mart sayısındaydı sanırım, Nebil Özgentürk’le soru-cevap şeklinde yapılmış kısa bir röportaj yayınlanmıştı. Nebil Özgentürk’e ‘Kendinize en yakın hissettiğiniz yazar kimdir’ şeklinde bir soru sorulmuş, Nebil Özgentürk de soruya ‘Zülfü Livaneli’ diyerek cevap vermişti.

Nebil Özgentürk gibi, ben de ‘Zülfü Livaneli’ derdim, diyorum.

*

Başlıkta dediğim gibi, Zülfü Livaneli karnaval gibi bir romana imza atmış.
Karnaval misali, içinde bütün renkleri barındıran bir roman yazmak, her yazarın harcı değildir; ancak usta yazarlar bunu başarabilir, bu yaratıya imza atabilir.
Zülfü Livaneli de o usta yazarlardan biridir; kendisine yakışacak bir romanla, bir yaratıyla gene karşımıza çıkmıştır. Üstadın ömrü uzun olsun ve hep çıksın karşımıza…

Karnaval gibi dedim ya, bu roman tam bir Türkiye, tam bir Anadolu, tam bir Kostantinyye, tam bir İstanbul…
Bu toprakları bu toprak yapan bütün renkler, bütün sesler, bütün cinsler, bütün kültürler bu romanda…
Bir ab-ı hayat bu roman, Bereket Tanrıçası Kibele’nin bereketiyle şereflendirdiği bir roman âdeta…

Yok yok bu romanda. Kimler yok ki, kimler yok ki! Belki kendinizi bile bulacaksınız bu romanda, o derece.
Günümüzde, yakın tarihimizde, Osmanlı tarihinde, Bizans tarihinde yaşamış, yaşanmış bir çok olay ve kişi karşınıza çıkacak bu romanda. Bu romanın içerisine serpiştirilen kültürel bilgilerin bazılarını belki daha önce duymuştursunuz, bazılarını da belki hiç duymamıştırsınızdır.

Günümüz olay ve kişilerinden pek çoğu romana dahil olmuş, ama Livaneli bu kişileri ya isimlerini vermeden dahil etmiş romana ya da isimlerini değiştirmiş, -tabii böyle yapmakta son derece haklı.-
Günümüz kişilerinin ben çoğunu tanıdım, belki sizde tanıyacaksınız. Kim mi bu kişiler? Tabii ben de isimlerini vermeyeyim; siyasiler, sanatçılar, entelektüeller, artistler…

Olaylar; Gezi Eylemleri var, artan kadın cinayetleri var, Roboski var, IŞİD var, 6-7 Eylül olayları var, var oğlu var…

İttihat Terakki hükümeti, katliam provasını köpekler üzerinde yaptığını biliyor muydunuz?
İttihat Terakki hükümeti, İstanbul sokaklarındaki on binlerce sokak köpeğini toplayıp Hayırsız Ada denilen(Adaların güney batısında) suyun otun hiçbir şeyin bulunmadığı kayadan ibaret adaya bırakıp ölüme terk ederler.

Neler neler, siz en iyisi bu romanı okuyun!

*

Kostantiniyye Oteli’nin ana kahramanlarından da bahsedelim.

Zehra adında genç bir kadın onlardan biri.
Zehra, orta hal ve yoksulluğun arasına sıkışmış çekirdek bir ailenin büyük kızıdır. Çocukluğu ve genç kızlığı yoksulluk içerisinde geçmiştir. Üniversite eğitiminden sonra bir holdingde insan kaynakları sorumlusu olarak işe girer. Girdiği işin parası iyidir, kısa sürede yükselir. Artık rahatlık ve bolluk içerisinde yaşamaktadır.

Kostantiniyye Oteli’nin diğer ana kahramanı da, Zehra’nın sevgilisi Emre’dir
Emre’de orta halli göçmen bir ailenin oğludur. Emre asidir, anarşisttir, solcudur, muhaliftir, insancıldır, çılgındır, rengarenktir, edebiyatı diğer yarısı olarak görmektedir, ideali iyi bir yazar olabilmektir.

Zehra’yla Emre, birbirlerini tamamlayan bir sevgilidir. Emre’nin bazı entelektüel halleri Zehra’nın canını sıksa da, çılgınlığı ve renkliliğinden hoşlanmaktadır…

Zehra’nın çalıştığı holding, Kazak kökenli bir Rus zenginiyle ortaklaşa 7 yıldızlı bir otel yaptırır İstanbul’a, otelin adı: Kostantiniyye Oteli’dir.
Kostantiniyye Oteli’nin açılışına İstanbul’un bütün saygın isimleri davetlidir, ve organizasyon sorumluluğu Zehra’dadır.

*

Zülfü Livaneli, sadelikten ve anlaşılırlıktan yana olan bir yazardır. Dolayısıyla romanlarında sade, açık ve anlaşılır bir dil kullanmaya özen gösterir. Son derece akıcıdır Livaneli’nin üslubu. Bir pınar gibi serin ve ferahlatıcıdır…

Öneririm dememe gerek yok sanırım.

Mustafa Yıldırım

Lütfen Paylaş: