Sakarpiyon – Blog Yazarı

sakarpiyon_kimdir

Bindokuzyüzlü yılların son demlerinde doğdum. Belki tüm talihim/talihsizliğim doğduğum tarihten kaynaklamaktadır, bilemiyorum. 

Bırak kitap okumayı, okuma yazmaya başlamadan önce dönemin efsane karikatür/mizah dergisi Gırgır’ı okuyarak başladım hayata. Sabahları radyo tiyatrosu dinler, arkası yarınların devamını dinleyebilmek için heyecanla yarın olsun isterdim lambalı radyonun başında.

Ardından müziği keşfettim, babamın her telden plakları kulağımın pasını silerken, radyonun eşsiz olduğu kadar kısıtlı müzik yelpazesine kızıyordum, çünkü ağırlıklı Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği ve yine kendi güzel ama adı uydurulmuş Türk Sanat Müziği çalıyorlardı. Arada Türkü dinleyerek keyiflenirken, henüz eve girmemiş olduğundan televizyondan pazar sabahları Hikmet Şimşek Yönetiminde Klasik Müzik Orkestrası dinleyemiyorduk!

Elbet o günler de geldi, kitap ve müzik bağımlılığı giderek artarken akabinde video günlerine maruz kaldık. O dönemin belki de en güzel yanı Zeki Alasya ve Metin Akpınar yönetimindeki “Deve Kuşu Kabare” günleriydi. 

Epey kitap, çokça mizah, karikatür ve doğal olarak hayatımı kapsayan müzik ile bugünlere eriştik.

Şimdi bir elim fotoğraf makinesi tutuyor çünkü bazen binlerce sözcük yerine tek bir kare hayatı anlatabiliyor.

Bunca biriken hayattan sonra kalem tutan el kadar maharetli oldu kelam eden dilimiz, biz de az buçuk ucundan tutalım dedik işin ve yazıyoruz işte, biteviye olmasın diye hayat…

Lütfen Paylaş: